could have etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
could have etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2019 Pazar

Could kullanımı - örnekler


1- ‘Can’ modalının (yardımcı fiilinin) geçmiş zaman hâlidir.

- At one time I could swim hundred of meters in two minutes, but I can’t anymore. (Bir zamanlar yüz metreyi iki dakikada yüzebilirdim ama artık yapamam)

- When I was young I could eat a 1 kg steak and still feel for more. Now a 100g beef patty is too much for me. (Gençken 1 kilo biftek yiyebilirdim ve doymazdım. Şimdi 100 gram köfte çok geliyor.)

2- Olasılık veya yeterlilik içeren ifadelerde. Bu cümleler aynı zamanda şartlı (conditional) olabilir.

- Perhaps you could produce a short film on hens. (Belki tavuklar üzerine kısa bir film çekebilirsin)

- You could pass the exam if you study regularly. (Düzenli çalışırsan sınavı geçebilirsin)

- If you could travel back in time, where would you go? (Zamanda yolculuk yapabilseydin, nereye giderdin?)

3- Rica cümlelerinde. Örneğin “Could you do” ifadesi “can you do” ifadesine göre daha nazikçedir.

- Could you close the door please? (Kapıyı kapatabilir misin lütfen)

- Could I have some salt please. (Biraz tuz alabilir miyim lütfen)

4- Geçmişle ilgili bir pişmanlık, şikayet veya bahane belirtirken.Genellikle yapılamayan veya yanlış yapılan eylemlerden bahsederken. “Could have” kalıbında kullanılır. Örneğin; I could have do (yapabilirdim).

- I could have been a doctor , but I didn’t have the patience to stay in school and finish. (Bir doktor olabilirdim fakat okulu bitirecek kadar sabrım yoktu)

- We never could have known that it would happen. (Bunun olacağını asla bilemezdik)

- You could have told me that you love to someone else. (Bana başka birinden hoşlandığını söyleyebilirdin)


5- “Olabilir” anlamına gelen “Could be” kalıbı şeklinde kullanım. Bir tavsiyede bulunurken veya eleştiri yaparken daha nazik görünmek veya doğrudan fikir beyan etmiş gibi görünmemek için de bu kalıp kullanılır.

- I could be wrong but we haven't seen this film on the tv. (Yanılıyor olabilirim ama bu filmi tv’de daha önce görmedik)

- Daniel Caligiuri could be the solution to Fenerbahce SK's woes. (Daniel Caligiuri Fenerbahçenin sıkıntılarına çözüm olabilir.)

Would have / Could have / Should have / kullanımı - örnekler

30 Aralık 2017 Cumartesi

Would have / Could have / Should have / kullanımı - örnekler

Would, should ve could modalları have ile kullanıldığında geçmişe (uzak veya yakın) atıfta bulunulur. Yapardım (yapacaktım), yapmalıydım, yapabilirdim gibi. Cümlede could/should/would have kalıbından sonraki fiilin 3. çekim hali kullanılır (past participle).

Örnek cümleler:

Would have

- The ambulance arrived just in time. If they arrived any later she would have died. (Ambulans tam zamanında yetişti. Biraz geç kalsalar ölürdü-ölecekti)

- I would have called you yeterday, but my phone wasn't working.
(Seni dün arardım -arayacaktım- ama telefonum çalışmıyordu)

  - If I had seen Kaan, I would have given him his book. (Kaanı görseydim, ona kitabını verirdim -verecektim-)

- Not a problem. You would have done the same for me. (Sorun değil. Aynısını sen de benim için yapardın)

If only I had studied harder. I would have passed the test. (Keşke daha sıkı çalışsaydım. Testi geçerdim)

 - We would have beaten Ukraine if Burak Yilmaz played. (Maçta Burak Yılmaz oynasaydı Ukrayna'yı yenerdik.)

  - I never would have expected to be watching a tennis match. But here we are (Bir tenis maçı izleyeceğimi hiç ummazdım-beklemezdim. Ama işte burdayız)

  - I would have pick you up from the office, but I ran out of gas. (Seni işyerinden alırdım-alacaktım- fakat benzinim bitti.)




Could have

  - It could have been nice if she had put those dress on. (Şu elbiseleri giyseydi hoş olabilirdi)

  - You could have done better on your exam, if you had studied. (Eğer çalışsaydın sınavda daha başarılı olabilirdin.)

  - We could have won if Selçuk was fit. (Selçuk formda olsa kazanabilirdik)


  - I could have died at that traffic accident. (O trafik kazasında ölebilirdim.


Should have

  - I should have told you these earlier. (Bunları sana daha önce söylemeliydim)

  - You should not have eaten more (Daha fazla yememeliydin)

  - If he didn't like their work, they should have sacked them. (Eğer yaptıkları işi beğenmediyse onları işten kovmalıydı)

  - You should have written to me. (Bana -mektup- yazmalıydın)