if etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
if etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2022 Çarşamba

If I was - If I were farkı

"If I was" ve "If I were" şartlı ifadeleri arasındaki farklar, benzerlikler. Conditional Clauses

IF I WERE...

"If I were…” 
kalıbı, gerçek olması pek mümkün olmayan, hayali durumlarda kullanılır.

- If I were a dog, I would be a Rottweiler. (Bir köpek olsaydım bir Rottweiler olmak isterdim) Ama bir köpek olmam mümkün değil.

- Very good price! I'd buy it, if I were you. (Çok iyi fiyat! Yerinde olsam satın alırdım) "If I were you..." (yerinde olsam...) İngilizcede çok yaygın bir ifadedir. Birine tavsiyede bulunurken, akıl verirken kullanılır.

- If I were rich, I'd feed every stray cat on the street. (Zengin olsam, sokaktaki tüm kedileri beslerdim) Zengin değilim, sadece bunu hayal ediyorum.

- If I were Englishwoman, I'd probably live in Bristol. ( İngiliz kadını olsaydım, muhtemelen Bristol’de yaşardım)


IF I WAS...

“If I was…” kalıbı geçmişte olması mümkün durumlardan bahsederken kullanılıyor. Genellikle bir pişmanlığı dile getirirken veya özür dilerken bu şartlı yapı kullanılır.

- I always apologize if I was wrong or very rude. (Hatalıysam veya çok kabaysam her zaman özür dilerim)

- My boss always yelled at me if I was late to work. (İşe geç kalmışsam patronum bana hep bağırırdı) Gerçekten bazen işe geç kaldığı anlaşılıyor. Yani böyle bir olasılık hep var.

- I am sorry, if I was made any mistake in this article. (Bu yazıda herhangi bir hata yapmışsam, özür dilerim) Hatalı bir şey yazmış olma ihtimali hep vardır.

- Sorry if I was offline, I’ve been really busy with kids lately. (Çevrimdışı idiysem üzgünüm, son zamanlarda gerçekten çocuklarla çok meşgulüm)

Buna rağmen, ana dili İngilizce olan konuşmacılar bazen hayali durumlarda bile söze "If I were..." yerine  “If I was…” kalıbıyla başlayabilir.

- If I was a doctor, I'd be more interested in the patient than the disease. (Doktor olsaydım, hastalıktan çok hastayla ilgilenirdim.)

Bu örnekte dilbilgisine uygun yazım “If I were a doctor…” şeklinde olmalıydı, ancak yanlış kullanım teklifsiz – resmi olmayan konuşmalarda yaygın olarak görülür.

1 Mayıs 2022 Pazar

if clause çeşitleri ve örnekler

If / Koşullu cümleleri iki bölümden oluşur: Koşul + Sonuç (main verb) 

If, 4 farklı biçimde koşullu cümlelerin içinde yer alır (if clauses).

Zero Conditional

Bilimsel gerçeklerden veya genel doğrulardan, neden/sonuç durumlarından söz ediliyorsa:

if + present simple / present simple

- If the whether is good, she runs around the lake. (Hava güzel olursa, gölün etrafında koşar)

- If you don’t water your plants, they die. (Bitkilerini sulamazsan, ölürler)


First Conditional

Bir olasılığın gerçekleşmesi durumunda onun muhtemel sonuçlarından bahsederken:

if + present simple / will + infinitive

- If I go to the bazaar, I will get some apples. (Eğer pazara gidersem, biraz elma alırım) alacağım

- If she dosen’t hurry, she will miss the bus. (Acele etmezse, otobüsü kaçıracak)


Second Conditional

Şimdide veya gelecekte gerçekleşmesi pek mümkün olmayan veya varsayımsal durumları ifade ederken:

if + past simple / would + infinitive

- If I had more money, I would get a better camera. (Eğer fazla param olsaydı, daha iyi bir kamera alırdım) alırım

- If I were you, I would move to Ankara. (Yerinde olsaydım, Ankara’ya taşınırdım) Ama sen değilim


Third Conditional

Hayali bir durum söz konusudur. Geçmişteki gerçekleşmemiş durumlardan ve onların olası sonuçlarından bahsederken. Örneğin bir pişmanlık dile getiriliyorsa bu yapı kullanılır.

if + past perfect / would have + past participle

- If you had talked to me, I would have given you my car. (Benimle konuşsaydın, sana arabamı verirdim)

28 Aralık 2021 Salı

Unless kullanımı

Bazı durumlarda if  yerine kullanılabilen unless / as long as bağlaçlarının farkı, örnek cümleler:

As long as

Şartıyla, sürece, yeter ki, taktirde... 
Bu anlamlarda if bağlacının yerine kullanılabilir (positive condition). Cümlenin başında veya ortasında bulunabilir.

- Sabri will join the meeting as long as you come too. (Sen de geldiğin taktirde, Sabri toplantıya katılacak)

- Sabri will join the meeting if you come too. (Sen de geldiğin taktirde, Sabri toplantıya katılacak)


Unless

Olmadığı sürece, olmadıkça... 
‘As long as’ bağlacının tam tersidir. Bu anlamlarda if not bağlacının yerine kullanılabilir (negative condition). Cümlenin başında veya ortasında bulunabilir. Unless bağlacını takip eden fiiller daima pozitif olur. 

- You can’t enter the concert hall if you don’t have a ticket. (Biletin olmadan konser salonuna giremezsin) 

- You can’t enter the concert hall unless you have a ticket. (Biletin olmadan konser salonuna giremezsin) 

- If she dosen’t do her homework, she can’t watch the film. (Ev ödevini yapmazsa film izleyemez)

- Unless she does her homework, she can’t watch the film. (Ev ödevini yapmadıkça film izleyemez)

- It rains. I can’t go out unless I take an umbrella. (Yağmur yağıyor. Şemsiye almadan dışarı çıkamam)

30 Nisan 2021 Cuma

If - Whether farkı

Aynı anlamda kullanım

Cevabı evet veya hayır olan dolaylı sorular
(indirect question) sorulduğunda, aşağıdaki örneklerde olduğu gibi if ve whether birbirlerinin yerine kullanılabilir. Ancak burada whether biraz daha biçimseldir (formal).

- Do you know if they ever worked together? (Birlikte çalışıp çalışmadıklarını biliyor musun?)

- Do you know whether they ever worked together? (Birlikte çalışıp çalışmadıklarını biliyor musun?)

- Do you know if the store is open? (Mağazanın açık olup olmadığını biliyor musunuz?)

- Do you know whether the store is open? (Mağazanın açık olup olmadığını biliyor musunuz?)


Farklı Anlamlarda kullanım

Şartlı (conditional) cümlelerde if,
ortada iki seçeneğin olduğu durumlarda whether kullanıyoruz.

- If you do your homework, you can go outside with the skateboard. (Ev ödevini yaptıysan kaykayla dışarı çıkabileceksin)

- If I can do it, you can too. (Eğer bunu ben yapabiliyorsam, sen de yaparsın) 

- I don't know whether to laugh or cry. (Ağlamsam mı, gülsem mi bilmiyorum)

- I wonder whether our thoughts are mutual. (Düşüncelerimizin karşılıklı olup olmadığını merak ediyorum)