better etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
better etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2022 Çarşamba

İngilizce Geç Olsun Güç Olmasın

- We would have been spared a lot of trouble if they would have realized this earlier, but better late than never. (Bunu daha önce fark etmiş olsalardı, birçok sorundan kurtulmuş olurduk, ama geç olsun, güç olmasın.)

- He finally shipped my package. Better late than never. (Sonunda paketimi kargoladı. Geç olsun da güç olmasın.) Paketi hiç göndermemesinden iyidir.

- I know we are late to the party, but better late than never, right? (Partiye geç kaldığımızı biliyorum fakat geç olması hiç olmamasından iyidir, değil mi?) 

- Time off request got approved 2 days before I'm supposed to leave. I guess better late than never. (İzin isteğim ayrılmam gereken zamandan 2 gün önce onaylandı. Sanırım geç olması, hiç olmamasından iyidir.)


better late than never

Bir şeyi geç yapmak veya tamamlamak, hiç yapmamaktan daha iyidir. Bir eylemin geç de olsa yapılması, hiç yapılmamasından iyidir.

Bu ifade Türkçedeki “Geç olsun güç olmasın” deyimine benzetilebilir.”
"better late than never", İngilizcede daha çok alaycı veya sitemkar bir tepki ifadesi olarak karşımıza çıkar.

24 Mart 2022 Perşembe

İngilizcede had better

Had beter

'İyi olur' manasına gelen bir modal. İyi fikir. Söz konusu eylem yapılsa iyi olur aksi halde sorun çıkar gibi bir kesinlik ifade eder. Bu durumda 'had beter' ifadesini elbette bir fiil takip etmeli.

- I had beter wake up early. First day in the new office. (Erken kalksam iyi olur. Yeni ofiste ilk gün)

- I had beter not forget my wife’s birthday. (Karımın doğum gününü unutmasam iyi olur)

- I have gained weight during the pandemic. I’d better do some exercise. (Salgın hastalık sırasında kilo aldım. Biraz spor yapsam iyi olur) I had, I’d şeklinde kısaltıldı.


'Had beter', You, he, she, they gibi öznelerle birlikte kullanıldığında cümleye bir uyarı veya tehdit etme anlamı verebilir.

- You’d beter finish your meal. (Yemeğini bitirsen iyi olur)

- They had better hurry up and end this game! (Acele edip bu oyunu bitirseler iyi olur!)

- He'd better not stand the window. (Pencerenin yanında durmasa iyi olur)



'Had better' ifadesini bir isim veya sıfat takip ederse geçmiş zamanda bir sahiplik durumundan bahsediliyordur. 'Daha iyi' bir şeye sahip olma.

- I wish I had better relationships with my colleagues. (Keşke meslektaşlarımla daha iyi ilişkilerim olsaydı)

- I saw a starling by the road this morning. I took a few photos. Wish I had better zoom capabilities. (Bu sabah yolda bir sığırcık gördüm. Birkaç fotoğraf çektim. Keşke daha iyi yakınlaştırma kapasitesine sahip olsaydım) Fotoğraf makinesinin zoom yeteneğinden bahsediyor