farkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
farkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2021 Perşembe

Live - life - alive karşılaştırması

Life / live / alive kelimeleri arasındaki farklar:

Live


1- to live
fill (verb)yaşamak, oturmak/ikamet etmek. (liv şeklinde ince teleffuz edilir.)

2- live
Sıfat (adjective) / canlı, diri, hareketli, naklen (konser, tv yayınları vb. için) (laiv şeklinde telaffuz edilir)

- Nazmelis lives for live music. She follows all concert news closely. (Nazmelis canlı müzik için yaşıyor. Bütün konser haberlerini yakından takip ediyor) Bu cümlede ilk ‘live’ fiil, ikinci ‘live’ sıfattır.…livs for laiv music” diye teleffuz etmek gerekir.

- My grandparents lived in Manisa until last year. (Büyükbabam ve büyükannem geçen yıla kadar Manisa’da yaşadılar)… Manisa’da ikamet ettiler.

Life

İsim (noun) / hayat, yaşam. Doğumdan ölüme kadar yapıp ettiklerimiz.

- Life is too short. You should enjoy it. (Hayat çok kısa. Tadını çıkarmalısın)

- I’ve been waiting for this moment for all my life. (Hayatım boyunca bu anı bekledim)



Alive

Sıfat (adjective ) / hayatta olma, yaşıyor olma durumu.

- You had a terrible accident . You should be grateful that You’re alive today. (Feci bir kaza geçirdin. Bugün hayatta olduğun için şükretmelisin)

- I found my cat in the basement. I knew she was alive and well. (Kedimi bodrumda buldum. Yaşadığını ve iyi olduğunu biliyordum.




6 Kasım 2018 Salı

Problem - issue farkı

Problem:
Sorun, mesele. Daha genel. Her durumda kullanılabilir.

- We have a big problem. (Büyük bir problemimiz var) 

 - There was a problem with the printer this morning.
(Bu sabah yazıcıyla ilgili bir sorun vardı)

Issue:
Sorun, mesele anlamında olmasına rağmen daha az olumsuz anlamdadır. Siyasette, iş dünyasında ve sağlık sektöründe tercih edilir. “Issue” daha diplomatik bir dil kullanılırken tercih edilir.

- Mental illness is a real issue that needs to be solved.
(Ruh sağlığı çözülmesi gereken gerçek bir sorundur)

- I've never had an issue with my body and weight. (Vücudumla ve kilomla ilgili hiç sorumum olmamıştı)

- Sarkık Tırık, director general of XYZD Foundation, said the fundamental issue was consumption.
(XYZD Vakfı başkanı Sarkık Tırık, temel sorunun tüketim olduğunu söyledi)


"Issue" sözcüğünün diğer anlamları / kullanımları:

Konu başlığı, madde, husus anlamlarında kullanılır. 
- The issue of this week: Geometry. (Bu haftaki konumuz: Geometri)
- This has been the best article that I've read about this issue.
(Bu konu hakkında okuduğum en iyi makale bu)

Dergi ve gazete yayımcılığında sayı, baskı anlamlarında kullanılır.
- December issue (Aralık sayısı)