Used to / Would
Geçmişteki bir durumdan-alışkanlıklardan, geçmişte rutin olarak yaptığımız ama artık yapmadıklarımızdan bahsederken kullanılıyor.
Bu iki sözcüğü de fiilin yalın hali takip eder (bare infinitives).
- I used to eat hamburger everyday. (Her gün hamburger yerdim)
- I would eat hamburger everyday. (Her gün hamburger yerdim)
Aksiyon-hareket belirten eski bir alışkanlıktan bahsediyorsak 'Would' ve 'Used to' ifadelerinin ikisini de kullanabiliriz.
Ancak, durum belirten eski bir alışkanlıktan bahsediliyorsa (stative verbs) yalnızca 'Used to' kullanılıyor.
- He would wake up early. (Erken kalkardı) Aksiyon
- He used to wake up early). (Erken kalkardı) Aksiyon
- He used to play tenis every weekend. (Her haftasonu tenis oynardı) Aksiyon
- He would play tenis every weekend. (Her haftasonu tenis oynardı) Aksiyon
- I used to be fatter. (Eskiden daha şişmandım) Durum
- I would be fatter. YANLIŞ
- We used to be excited on Fridays. (Bir zamanlar Cuma günleri heyecanlı olurduk) Durum
- We would be excited… YANLIŞ
Would, olumsuz ve soru formunda değişmez.
Used to, olumsuz ve soru formunda did - didn’t ile kullanılır. Sondaki d harfi düşer, use to olur.
- Would you play table tennis? (Masa tenisi oynar mıydın?)
- Wouldn’t you play table tennis? (Masa tenisi oynamaz mıydın?)
- I wouldn’t play table tenis. (Masa tenisi oynamazdım)
- Did she use to wake up early? (Erken kalkar mıydı?)
- She didn’t use to wake up early. (Erken kalkmazdı)
use etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
use etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Haziran 2021 Cuma
Used to / Would kullanımı ve farkı
Etiketler:
bare infinitives,
habits,
stative verbs,
use,
used to,
would
13 Mart 2017 Pazartesi
"Used to" kullanımı - örnekleri
Use: Fiil olarak kullanıldığında kullanmak, yararlanmak anlamlarına geliyor.
Used: Geçmiş zaman (düzenli fiil)
"Used to" ifadesi ise yukarıdaki anlamından tamamen farklı. Bir kaç farklı anlama gelecek şekilde kullanılıyor.
1- to be used to (alışılmış, normal- düzenli hale dönüşmüş olma durumu)
- I'm used to getting up early - Erken kalkmaya alışkınım
- She's not used to waiting this long- O bu kadar beklemeye alışkın değil.
- They are used to wet weather in Bolu - Onlar Bolu'da yağışlı havaya alışık - alışkınlar.
2- to get used to (adapte olmak yeni bir duruma alışmak)
- You get used to it after some time - Bir süre sonra alışıyorsun.
- I can't get used to the cold and long winter in Russia- Rusya'nın uzun ve soğuk kışlarına alışamadım.
- My sister has just gone to mountaineering class. She found it hard at first, but now she is getting used to it. - Kızkardeşim dağcılık kursuna gitmeye başladı. Başlarda çok zorlandı ama şimdi alışıyor.
3- used to (geçmişte olan fakat şu an geçerli olmayan bir durumu anlatırken)
- I used to live in Antalya - Ben Antalya'da oturdum / yaşadım. (şu an Antalya'da yaşamıyorum)
- My grandmather used to smoke but then she had health problems and had to stop. - Büyükannem sigara içerdi ama sağlık problemleri başlayınca sigarayı bırakmak zorunda kalmıştı.
Used: Geçmiş zaman (düzenli fiil)
"Used to" ifadesi ise yukarıdaki anlamından tamamen farklı. Bir kaç farklı anlama gelecek şekilde kullanılıyor.
1- to be used to (alışılmış, normal- düzenli hale dönüşmüş olma durumu)
- I'm used to getting up early - Erken kalkmaya alışkınım
- She's not used to waiting this long- O bu kadar beklemeye alışkın değil.
- They are used to wet weather in Bolu - Onlar Bolu'da yağışlı havaya alışık - alışkınlar.
2- to get used to (adapte olmak yeni bir duruma alışmak)
- You get used to it after some time - Bir süre sonra alışıyorsun.
- I can't get used to the cold and long winter in Russia- Rusya'nın uzun ve soğuk kışlarına alışamadım.
- My sister has just gone to mountaineering class. She found it hard at first, but now she is getting used to it. - Kızkardeşim dağcılık kursuna gitmeye başladı. Başlarda çok zorlandı ama şimdi alışıyor.
3- used to (geçmişte olan fakat şu an geçerli olmayan bir durumu anlatırken)
- I used to live in Antalya - Ben Antalya'da oturdum / yaşadım. (şu an Antalya'da yaşamıyorum)
- My grandmather used to smoke but then she had health problems and had to stop. - Büyükannem sigara içerdi ama sağlık problemleri başlayınca sigarayı bırakmak zorunda kalmıştı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)