tense etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tense etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2020 Cumartesi

Present Perfect Tense / Örnekler

Present Perfect tense:

Şimdi ile geçmişi birleştirir.

Geçmişteki eylemlerin şimdiye etkisi belirtilir.


Basit geçmiş zaman ile kıyaslama:

- Past simple / I lost my pencil. (Kalemimi kaybettim) Geçmişte kaybolan bir kalem, artık aranmıyor ya da bulunmuş. Kalemin kaybolması bugün geçerliliğini korumuyor.

- Present perfect /
I have lost my pencil.
(Kalemimi kaybettim) Kalem kayıp ve henüz bulunmamış. Şimdinin gerçeği kalemin hala kayıp olduğu.


Olumlu
Subject + have/has + verb (past participle V3)


- I have just eaten dinner. (Akşam yemeğimi az önce yedim) Geçmişte yapılmış bir eylem ancak şimdiki zamanın da gerçeği. Tekrar akşam yemeği yememe gerek yok.

- I have found my book. (Kitabımı buldum) Geçmişte kayıptı ve buldum. Artık aramama gerek yok.

- He has worked here for two years. (İki yıldır burada çalışıyor)

- My mother has cooked dinner. (Annem akşam yemeğini pişirdi)

- I have had a good time. (Güzel zaman geçirdim)



Olumsuz

Subject + haven’t /hasn’t + verb (past participle V3)

- You haven’t submitted me any offers. (Bana herhangi bir teklif sunmadın)

- İsmail said he hasn't had lunch. (İsmail öğle yemeği yemediğini söyledi)



Soru

Have/has + subject + verb (past participle V3)

- Have you had breakfast? (Kahvaltını yaptın mı?)

- How long has he worked here? (Ne kadar zamandır burada çalışıyor?)

3 Mayıs 2020 Pazar

Present Perfect Tense / Simple Past farkı / örnekler


Past Simple Tense yalnızca geçmiş zamanı ifade eder. “When…?” ile başlayan sorulara net cevaplar verir. Yesterday, last night, last year gibi zaman zarfları alabilir.

- WHEN did you buy the car? (Arabayı ne zaman satın aldın?)

- I bought it yesterday? (Dün satın aldım)



Present Perfect Tense hem geçmişi, hem şimdiyi ifade eden zaman. Bu yapıda geçmiş ve şimdi arasında bağlantı vardır.












Eylem geçmişte oldu/yapıldı ama şimdiyi de etkiliyor. Geçmişle bağlantı ve şimdiki durum. 


- I have eaten dinner. (Akşam yemeğimi yedim) Yemek işini hallettim, tok durumdayım.

- She has lost her ring. (Yüzüğünü kaybetti) Yüzüğü geçmişte kaybetti ve hâlâ kayıp durumda.

- Have you heard the news? (Haberleri duydun mu?)

Tamamlanmamış, devam eden süreçleri ifade eder.

- Mrs. Sevda hasn’t called me yet. (Sevda hanım beni henüz aramadı)

- I have lived in Ankara since 1997. (1997’den beri Ankara’da yaşıyorum)


Ne zamandan beri? / Kaç kez? gibi sorulara cevap verir. (How long have you…?) (How many times…?)

- How many times have you visited the Ankara Castle? (Ankara Kalesini kaç kez ziyaret ettin?)

- I have visited Ankara Castle many times in my life. (Hayatım boyunca Ankara Kalesini defalarca ziyaret ettim)

- How long have you lived here? (Ne zamandır burada yaşıyorsunuz?) Ne zamandan beri buradasınız?

- We have lived here for three years. (Üç yıldır burada yaşıyoruz.)


- How long have you been married? (Kaç yıllık evlisiniz?) (Ne kadar zamandır evlisiniz?) 


12 Şubat 2020 Çarşamba

Present Simple – Present Continuous farkı / örnek cümleler

Present Simple

Rutin eylemleri, alışkanlıkları ve bilimsel gerçekleri ifade ederken bu zaman kullanılır (geniş zaman).

- The Earth exhibits two different kinds of motion: it revolves around the Sun in a fixed orbit and it rotates around its own axis. 
(Dünya iki farklı hareket yapar: Güneşin etrafında sabit bir yörüngede ve kendi ekseni etrafında döner.)

Present Continuous

Şu an gerçekleşmekte olan eylemleri ifade ederken bu yapı kullanılır (Şimdiki zaman) 

- The sun is setting. We must get back home. (Güneş batıyor. Eve dönmeliyiz.)


Örnekler:

- Usully, I work at the office, but today I am working at home. (Genellikle ofiste çalışırım ama bugün evde çalışıyorum)



- It often rains in Iceland, and the wind usually blows in the rain. (İzlanda’ya çok sık yağmur yağar ve yağmurla birlikte genellikle rüzgar vardır)

- It’s raining. We will have to cancel the picnic. (Yağmur yağıyor. Pikniği iptal etmek zorunda kalacağız)



- My grandfather plays ping-pong every Sunday. (Büyükbabam her pazar masa tenisi oynar)

- Students are playing ping-pong at the sport area.
(Öğrenciler spor salonunda masa tenisi oynuyor)



- I always take the bus to work. (İşe daima otobüsle giderim)

- An old man is waiting to take the bus that goes towards Sincan.
 (Yaşlı bir adam Sincan yönüne giden otobüse binmek için bekliyor.)




Nadir olsa da bazen gelecek zamanı belirtmek için de kullanılırlar.

- My son leaves to Moscow tomorrow for a month. (Oğlum yarın bir aylığına Moskova’ya gidiyor)
- My son is leaving to Moscow at 9:00 pm tomorrow. (Oğlum yarın saat 9’da Moskova’ya gidiyor)



Durum fiilleri (stative verbs) çoğunlukla present continuous zamanı ile kullanılmaz.

- I hate winter. (Kıştan nefret ediyorum)

- She likes sport cars (O spor arabaları seviyor)

- I think…

- We love

- He believes…


24 Aralık 2019 Salı

Future perfect tense - Örnek cümleler

Gelecekte belirli bir zamanda gerçekleşecek bir fiille veya olayla ilgili tahminlerimizi söylerken bu yapıyı kullanırız. Bu tahminler genellikle bilgiye dayalıdır.

Çoğunlukla by, by the time, in…time gibi zaman ifadeleriyle kullanılırlar.

Subject + will have + past participle verb + object

- By the summer our flowers will have doubled in size. (Yaza kadar çiçeklerimizin boyu iki katına çıkmış olur.)

- They will have visited all museums by the time they leave Ankara. (Ankara’dan ayrılana kadar tüm müzeleri ziyaret etmiş olurlar)

- We won’t have used the diesel cars ten years from now. (Bundan 10 yıl sonra dizel arabalar kullanmayacağız)

- By the time she get back, I wil have finished all works. (O dönene kadar bütün işleri bitirmiş olacağım)

- Will he have learnt English by the end of the year. (Yıl sonuna kadar İngilizceyi öğrenmiş olur mu?)


Bazen geçmiş zamanı belirtmek için de kullanılır.

- Funda will definitly have got to the school. It only takes ten minutes. (Funda okula gitmiş olacak -okulda olmalı-. Yol sadece 10 dakika sürüyor)

Future Perfect Continuous örnek cümleler

 

19 Şubat 2019 Salı

Past Perfect ve örnek cümleler

Past Perfect Tense, Türkçedeki miş'li geçmiş zamana benzese de tam olarak aynı değildir. Past perfect ifadelerde çoğunlukla 2 farklı olay (fill) vardır. Birisi Past Perfect, diğeri genelde Past Tense olur.


Past Perfect Yapısı: Subject + had + Verb3 (Past Participle)


1- Geçmişte tamamlanmış bir eylemden önce gerçekleşmiş başka bir eylemden bahsederken.

- Ahmet had gone out when his son arrived in the bank. (Ahmet, oğlu bankaya vardığında bankadan ayrılmıştı) Ahmet’in eylemi, oğlunun eyleminden önce gerçekleşmiş.

- When I arrived at the train station, the train had left. (Tren istasyonuna vardığımda, tren ayrılmıştı) Geç kalmış, treni kaçırmış.

- When the police came, the thief had gone. (Polis geldiğinde hırsız kaçmıştı)

- After I had had a bath, I ate breakfast. (Banyo yaptıktan sonra kahvaltımı yedim) Past perfect cümlede “have” fiili varsa kaçınılmaz olarak iki tane “had” yan yana gelir. Had had (have a bath)



2- Geçmişte belirtilen özel bir zamandan önce gerçekleşmiş eylemleri tanımlarken.

- Suna had never been to a football match before last weekend. (Suna geçen hafta sonuna kadar hiç futbol maçında bulunmamıştı) Hayatında ilk defa geçen hafta gitmiş.

- When I went to Beypazarı last month, I ate Beypazarı casserole there. I had never eaten Beypazarı casserole before. (Geçen ay Beypazarı’na gittiğimde güveç yedim. Daha önce hiç Beypazarı güveci yememiştim.)



3- Sebep sonuç ilişkisi bulunan cümlelerde. Genellikle past simple tense ile birlikte kullanılır.

- We got stuck in trafik because there had been an accident. (Trafikte şıkışıp kaldık, çünkü bir kaza olmuştu.)

- I started feeling ill because I had drunk a lot of beer for lunch. (Kendimi hasta hissetmeye başladım çünkü öğle yemeğinde çok bira içmiştim)

- It could have been nice, if you had put black shoes on. (Siyah ayakkabıları giyseydin hoş olabilirdi)


4- Geçmişteki bir olayın sonucunu vurgulamak için.


- By the time I recieved that 20% off coupon it had already expired. (Yüzde 20’lik indirim kuponu elime ulaşana kadar çoktan süresi dolmuştu.)

- By the time Nuri Bilge Ceylan received the award, he had directed five movies. (Nuri Bilgi Ceylan ödül aldığında beş filmin yönetmenliğini yapmıştı) Ödül almadan önce 5 film yönetmişti.


5- Reported speech (dolaylı anlatım) cümlelerinde geçmiş zamanlı bir olay aktarılırken.

- Saliha said that she had eaten the baklava. (Saliha baklavayı yediğini söyledi)

- Metin said that he had never been to Izmir. (Metin İzmir’e hiç gitmediğini söyledi)