saying etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saying etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2022 Pazartesi

Kağıt Üzerinde İyi Görünüyor - İngilizce

- They new plan looks good on paper. (Yeni planları kağıt üzerinde iyi görünüyor)

- Our company has many projects. They all look good on paper but some have many problems. (Şirketimizin pek çok projesi var. Hepsi de kağıt üzerinde iyi görünüyor ancak bazılarının sorunları var)

- Cutting 60% of your budget may look good on paper intially, but it means a rapid decline in the quality of your product.
(Bütçenin yüzde 60'ını kesmek başlangıçta kağıt üzerinde iyi görünebilir, ancak bu, ürününüzün kalitesinde hızlı bir düşüş anlamına gelir)

- The tournament draw was made. All the matchups that look good on paper. (Turnuvanın kuraları çekildi. Eşleşmeler kağıt üzerinde iyi görünüyor)

- Your ideals may look good on paper, but the reality is something else. (Hayallerin kağıt üzerinde iyi görünebilir fakat gerçeklik başka bir şeydir)

- Proffesor explains why models that look good on paper are not guaranteed to work well in production.
(Profesör, kağıt üzerinde iyi görünen modellerin neden üretimde iyi çalışacağının garanti edilmediğini açıklıyor)


To look good on paper: İyi bir fikir veya plan gibi görünmesine rağmen muhtemelen iyi bir fikir veya plan değil.

16 Haziran 2022 Perşembe

İngilizcede tencere dibin kara

- Hande accused her sister of being chatty. The pot calling the kettle black. (Hande, kız kardeşini geveze olmakla suçladı. Tencere dibin kara, seninki benden kara)

- Sometimes it's really weird when one politician is calling out another for lying. The pot calling the kettle black.
(Bir politikacının diğerine yalancı diyerek seslenmesi bazen gerçekten acayip. Tencere dibin kara.)


The pot calling the kettle black:

"Tencere, çaydanlığa kara diyor."

Türkçedeki "Tencere dibin kara, seninki benden kara" deyiminin bir benzeri. Başkalarına yakıştırılan bazı sıfatların, yakıştıran kişide de bulunması durumu.


29 Ocak 2022 Cumartesi

İngilizcede nefesini tüketme deyimi

Örnekler:

- Save your breath. I wont go to the beach with them.
(Nefesini tüketme. Onlarla sahile gitmeyeceğim)


- I was going to comment then realised he had not any idea on this topic. I'll save my breath. (Yorum yapacaktım ama bu konuda hiçbir fikrinin olmadığını fark ettim. Nefesimi tüketmeyeceğim)


- They are not going to apologize. Save your breath. (Özür dilemeyecekler. Nefesini boşa harcama)

Save your breath:

"Konuşmaya devam etmen faydasız çünkü seni/sizi dinlemiyorlar. Söylediklerinizi yapmayacaklar." 
Bu tür durumlarda kullanılan, 

Nefesini boşa harcama, nefesini tüketme anlamlarına gelen deyim.

Bu sitedeki diğer ingilizce deyimler

21 Aralık 2021 Salı

İngilizcede Huylu Huyundan Vazgeçmez

Örnek cümleler:

- You cannot change people. Very true I think. My grandmum always said a leopard can’t change its spots
.
(İnsanları değiştiremezsiniz. Çok doğru bence. Büyükannem hep "bir leopar beneklerini değiştiremez" derdi)

- Nadide promised she would stop to smoke but she didn’t do it. A leopard can’t change its spots. (Nadide sigarayı bırakacağına söz vermişti ama sözünü tutmadı. Huylu huyundan vazgeçmez)

A leopard can’t change its spots:

Tam çevirisi: Bir leopar beneklerini değiştiremez. 
Ancak bu bir deyim ve Türkçedeki "huylu huyundan vazgeçmez""insan yedisinde neyse yetmişinde de odur""huy çıkar can çıkmaz" gibi atasözlerine karşılık gelir.

ingilizce deyimler
fotoğraf: pixabay