get etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
get etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2022 Perşembe

İngilizcede Zamana Ayak Uydurmak

- You need to get with the times. (Zamana ayak uydurmalısın)

- My grandfather has started using social media. He says get with the times or get left behind. (Büyükbabam sosyal medya kullanmaya başladı. “Zamana ayak uydur ya da geri kal” diyor.

- I think, my mother won’t get with the times. She still uses a phone she bought 20 years ago. (Sanırım annem zamana uyum sağlayamayacak. Hala 20 yıl önce aldığı telefonu kullanıyor.

- Some companies refuse to get with the times. This is one of the reasons for the failing. (Bazı şirketler zamana ayak uydurmayı reddediyor. Bu batma sebeplerinden biri)

Get with the times:

Güncel olanı ve yeniyi takip etmek, zamana ayak uydurmak. Eskilerde kalmamak.

3 Haziran 2019 Pazartesi

Get ile phrasal verbs

'Get' içeren phrasal fiiller ve örnek cümleler.

Get along with:
Geçinmek, anlaşmak

- We don’t get along with our English teacher. (İngilizce öğretmenimizle iyi anlaşamıyoruz)

- I get along with my brother. (Erkek kardeşimle iyi anlaşıyorum)


Get up: 
Kalkmak, uyanmak (Yataktan veya oturulan-uzanılan bir pozisyondan)

- I get up at seven every day. (Her gün saat 7’de uyanırım-kalkarım)


Get down: 
Eğil, çök. (Get up fiilinin tam tersi)

Get down on it:
Onun üzerine eğil, çalış.

Get away:
Uzaklaşmak, kaçmak kurtulmak. Günlük dilde daha çok tatile gitmek, hava değişimi, yer değiştirmek olarak kullanılır.

(Getaway): Tatil noktası, tatil seçeneği

Get in:
Binmek (Araba, tekne gibi daha küçük özel taşıtlar için)

Get out:
1. İnmek (Araba, tekne gibi daha küçük özel taşıtlar için)

2. Dışarı çık, defol (argo-küfür)

Get on:
Binmek (Tren, otobüs gibi daha büyük taşıtlar için)

Get off:
1. İnmek (Herhangi bir araçtan veya bir platformdan)

- You should get off at the next station. (Bir sonraki durakta inmelisiniz)

2. Bir cezadan yırtmak, ya da çok az cezayla kurtulmak.

- Ahmet has involved an accident and killed a man. But he got off very lightly. (Ahmet bir kazaya karıştı ve bir adam öldürdü fakat fakat çok hafif bir ceza aldı)

Get over: 
Aşmak, atlamak, kendine gelmek, kurtulmak (Bir sorunu veya fiziksel engeli).

- I don’t know how many times I have watched this video but I can’t get over it. (Bu videoyu kaç kez izledim bilmiyorum ama bir türlü aşamıyorum) Unutamıyorum, aklımdan çıkmıyor anlamlarında.

Get ahead: 
İlerlemek, öne çıkmak, başarılı olmak.

- If they want to get ahead, they must work hard! ( Başarılı olmak istiyorlarsa, sıkı çalışmalılar)


Get together:
 Buluşmak, bir araya gelmek.

- When we will get together? (Ne zaman buluşacağız?)


Get between:
 Araya girmek. (İki kişi, iki nesne veya durum arasına girmek)

- I dont’t want to get between daddy and brother when they argue each other. (Babamla abim tartışırken aralarına girmek istemem)


Get by:
Hayatta kalmak, idare etmek

- How did we get by without the internet! (İnternet olmadan nasıl yaşardık-yaşayabilir miydik)


Get through: 
Bitirmek (Tamamlanması gereken bir işi ya da görevi)

- If we get through the day without any incidents, everyone will breathe a sigh of relief. (Bugünü olaysız tamamlayabilirsek herkes rahat bir nefes alacak)