phrase etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
phrase etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2022 Pazartesi

Kağıt Üzerinde İyi Görünüyor - İngilizce

- They new plan looks good on paper. (Yeni planları kağıt üzerinde iyi görünüyor)

- Our company has many projects. They all look good on paper but some have many problems. (Şirketimizin pek çok projesi var. Hepsi de kağıt üzerinde iyi görünüyor ancak bazılarının sorunları var)

- Cutting 60% of your budget may look good on paper intially, but it means a rapid decline in the quality of your product.
(Bütçenin yüzde 60'ını kesmek başlangıçta kağıt üzerinde iyi görünebilir, ancak bu, ürününüzün kalitesinde hızlı bir düşüş anlamına gelir)

- The tournament draw was made. All the matchups that look good on paper. (Turnuvanın kuraları çekildi. Eşleşmeler kağıt üzerinde iyi görünüyor)

- Your ideals may look good on paper, but the reality is something else. (Hayallerin kağıt üzerinde iyi görünebilir fakat gerçeklik başka bir şeydir)

- Proffesor explains why models that look good on paper are not guaranteed to work well in production.
(Profesör, kağıt üzerinde iyi görünen modellerin neden üretimde iyi çalışacağının garanti edilmediğini açıklıyor)


To look good on paper: İyi bir fikir veya plan gibi görünmesine rağmen muhtemelen iyi bir fikir veya plan değil.

7 Haziran 2022 Salı

İngilizcede zamana karşı yarışmak

- Conservationists are racing against the clock to save Turkey's critically endangered bald ibis birds.
(Çevreciler Türkiye'nin nesli tehlike altındaki kelaynak kuşlarını kurtarmak için zamana karşı yarışıyor)

Against the clock

Zamana karşı. Yarışmak, çalışmak, savaşmak gibi fiillerle birlikte kullanılan bir deyim.

- I’m racing against the clock to finish the presentation by the weekend.
 (Sunumu hafta sonuna yetiştirmek için zamana karşı yarışıyorum)

- A year ago, I worked against the clock to produce these masks.
(Bir yıl önce bu maskeleri üretmek için zamana karşı çalışmıştım)

- Everyday food couriers work against the clock so that you don’t go hungry.
(Her gün yemek kuryeleri siz aç kalmayasınız diye zamana karşı yarışır.

- If you are racing against the clock to catch the flight, you can trust our drivers.
(Eğer uçağı yakalamak için zamana karşı yarışıyorsanız bizim sürücülerimize güvenebilirsiniz)


Bazı yarışma ve bilgisayar oyunları 'against the clock' biçiminde olabilir. Belirli bir sürede bitirilmesi gereken yarışma/oyun türünü ifade eder. 'Race' fiili ile kullanılır.

- In this game, you race against the clock to collect as many points as you can.
(Bu oyunda mümkün olduğu kadar çok puan toplayabilmek için zamana karşı yarışıyorsunuz)

19 Nisan 2022 Salı

ingilizce - Kusura Bakmayın

- I have just to clean the screen, dont't mind me. (Hemen ekranı temizlemem lazım, kusura bakmayın)

- Please don't mind me. I'm just sharing my thoughts. (Lütfen kusura bakmayın, sadece düşüncelerimi paylaşıyorum)

- I will be back to work tomorrow. Looking forward to seeing everyone in there! Don't mind me if I cry.
(Yarın işe dönüyorum. Oradaki herkesi görmek için sabırsızlanıyorum. Ağlarsam kusuruma bakmayın)

- Sorry, please don’t mind me. I have to eat this roll while walking to the car. I haven't eaten anything all day.
 (Özür dilerim, lütfen bana aldırmayın. Arabaya yürürken şu dürümü yemeliyim. Tüm gün ağzıma bir şey sürmedim)

- If you don’t mind me asking? What happened? (Sormamda sakınca yoksa? Ne oldu?)
Bu soru kalıbı şeklinde, ‘sormamda sakınca yoksa’ anlamında da sıkça kullanılır.

Don't mind me:

Kusuruma bakmayın, bana aldırmayın/görmezden gelin, işinizi bölmüş olmayayım, siz bana bakmayın  gibi anlamları olan bir ifade.


Bana aldırmayın sadece masadan düşecek bir şeyler için bekliyorum.
Bana aldırmayın, sadece masadan bir şey düşerse diye bekliyorum.

22 Şubat 2022 Salı

İngilizcede Uzun uzadıya

- Marketing issues are discussed at lenght in our meeting with CEO. (Yönetici ile yaptığımız toplantıda pazarlama meseleleri derinlemesine tartışıldı.)

- She talked to us at lenght about how complicated his life was. (Bize hayatının ne kadar karmaşık olduğunu uzun uzun anlattı)

- Yakup Kadri talks about this at lenght in his book Ankara. (Yakup Kadri, Ankara adlı kitabında bunu uzun uzun anlatır)

- I will write at lenght about how crappy place is. (Ne kadar berbat bir yer olduğunu uzun uzadıya yazacağım)

At lenght:

Uzun uzadıya, derinlemesine, ayrıntılarıyla anlamlarındaki İngilizce ifade.


2 Ağustos 2020 Pazar

Yazdığım İngilizce cümle doğru mu?






  • İngilizce bir yazışma, bir e-mail veya metin hazırlarken kurduğumuz cümlelerin doğruluğunu kontrol etmek, bir sözcük veya ifadenin (phrasal verb gibi) farklı kullanımlarını görmek için bir yararlanılabilecek bir site.

    https://ludwig.guru


3 Şubat 2020 Pazartesi

Where you off to?

Where are you off to? 

Anlamı: Nereye gidiyorsun? (Where are you going?)

Daha çok teklifsiz konuşmalarda tercih edilir ve bazen "Where you off to?" şeklinde de telaffuz edilir.

- Where you off to? (Nereye)
- I’m off to the supermarket for chips and drink. I'll be right back. (İçecek ve cips almak için markete gidiyorum. Birazdan dönerim.)

- She worked all day long and now she is off to bed. (Tüm gün çalıştı ve şimdi yatmaya gidiyor)


23 Haziran 2019 Pazar

Phrase / Clause farkı - örnekler

Phrase:

Sözlük anlamı ifade olan ‘phrase’, bir sözcük grubudur. Bu ifadelerde özne ve yüklem (subject/verb) birlikte bulunmaz. Bir cümle içinde bir ya da daha fazla ifade (phrase) olabilir.


Clause:
Cümle anlamındadır. Mutlaka özne ve yüklem (subject/verb) barındırır. İçinde başka cümleler (clauses) veya ifadeler (phrases) barındırabilir.

‘Dependent Clause’ ve ‘Independent Clause’ (Bağlı cümle ve bağımsız cümle) olmak üzere ikiye ayrılır.

Dependend Clause: Başka bir bağımsız cümleye ihtiyaç duyan, onunla birlikte kullanılan bağlı cümle.

Independent Clause: Tek başına olan, bir anlam ifade eden cümle.

Örnekler:

- Before working, I always drink two coffee.

Yukarıdaki cümlede “Before working” kısmında fiil var fakat özne (subject) yok. Bu bir ifadedir (phrase).

Virgülden sonraki “I always drink two coffee” kısmında ise hem özne (subject) hem fiil (verb) var. Bu yüzden ‘clause’ yani cümledir. Ayrıca independend clause grubuna girer.


- After she ate dinner, Filiz watched a movie.

Yukarıdaki cümlede “After she ate dinner” kısmımda hem özne (subject) hem fiil (verb) var. Bu yüzden ‘clause’ yani cümledir. Fakat dependent clause yani bağlı cümle grubuna girer çünkü başka bir cümleye ihtiyaç duyuyor (after, before, when, while ile başlayan ifadeler-cümleler genelde böyledir).

Virgülden sonraki “Filiz watched a movie” kısmı da hem özne (subject) hem fiil (verb) barındırdığından ‘clause’ yani cümledir. Ve independent clause sınıfına giren bir cümledir.