very etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
very etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2019 Pazar

Very – too farkı

Birbirlerinin yerine kullanıldığında ve cümle Türkçeye çevrildiğinde ikisi de ‘çok’ sözcüğüyle ifade ediliyor ancak verilmek istenen mesaj biraz farklılaşıyor. Şöyleki: 

Olumsuz
anlamda bir ifade içinde kullanıldıklarında iki sözcük de ‘çok’ anlamına geliyor olmasına rağmen, cümleye birebir aynı anlamı katmıyorlar. "Too" cümleye daha olumsuz bir izlenim verir.

very
Aşırı, çok, fazla anlamlarına geliyor ve yönetilebilir veya kabul edilebilir durumlarda tercih edilmeli.

too 
Yine aşırı, çok, fazla anlamlarında ve yönetilemez veya kabul edilemez sınırlarda bulunan durumlarda tercih edilmeli.

Örnekler:

- This apple is vey sour but I like it. (Elma çok ekşi ama seviyorum bunu)

- This apple is too sour. I can’t eat it. (Bu elma çok ekşi. Bunu yiyemem)


- We are very tired but let’s go out anyway. (Çok yorgunuz ama hadi bir yerlere gidelim)

- We are too tired, let’s sleep. (Çok yorgunuz, uyuyalım)


- It’s very expensive. (Çok pahalı)

- It’s too expensive. (Çok pahalı) Fiyat çok pahalı olduğundan satın alamayacağınızı anlatırken 'too' kullanmak daha doğru.

31 Mayıs 2018 Perşembe

"Very" kullanmadan ingilizce cümleler kurmak


Sıfatları tanımlarken kullanılan "very" zarfı bir konuşma veya metin içinde sık kullanıldığında kulağa-göze monoton gelebilir. Alternatif sıfatlar kullanarak daha zengin ve akıcı cümleler kurulabilir.


Very cold --------------> freezing (Dondurucu, buz gibi)
- I can’t fall asleep unless my room is freezing. (Odam buz gibi olmadan uykuya dalamıyorum)

Very hot --------------> scalding (Kaynamış, haşlanmış, çok sıcak - genelde yiyecek,içecekler için kullanılır)
- I love when the tea is scalding. (Çayı kaynamış olduğunda seviyorum)

Very hot --------------> scorching (Çok sıcak, kavurucu - genelde hava durumundan bahsederken)
- We will hit to road on a scorching July day. (Yakıcı bir temmuz günü yola çıkacağız.)

Very good ----------> superb veya phenomenal (Harika, muhteşem, çok iyi) 
- This picture is superb. (Bu fotoğraf muhteşem)

Very poor ------------> destitute (Çok yoksul, sokakta yaşayan, evsiz anlamına yakın)
- I live in a destitute part of Istanbul. (İstanbul'un çok yoksul bir yerinde -mahallesinde-yaşıyorum) 

Very tired -------------> exhausted (Çok yorgun, bitkin, bitmiş)
- I cannot come with you. I'm exhausted. (Sizinle gelemem. Çok yorgunum)

Very short -------------> brief (Çok kısa, öz, özet)
- A brief history of our world. (Dünyamızın kısa bir tarihi)

Very slow --------------> sluggish (Çok yavaş, ağırkanlı)
- My web browser sluggish on my tablet computer. (Tabletimdeki internet tarayıcı çok yavaş) 

Very hungry ------------> ravenous (Çok aç, açgözlü, yırtıcı)
-"They come to you in sheep's clothing, but inwardly they are ravenous wolves" (Onlar koyun postuna bürünmüş olarak gelirler, ama içlerinde aç kurtlar vardır)

Very rich ---------------> wealthy (Çok zengin, varlıklı)
- The media serves the interests of the wealthy and powerful. (Medya zengin ve güçlülerin çıkarlarına hizmet ediyor)

Very worried ----------> anxious (Endişeli, mutsuz)
- I was anxious up until exam day. (Sınav gününe kadar endişeli olurdum)