past participle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
past participle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2022 Salı

İngilizcede had had

Basit bir örnek cümle ile Past Perfect Tense hatırlatması:

- When the police came, the thief had gone. (Polis geldiğinde hırsız kaçmıştı)

Subject + had + verb3(pp)

Past Perfect Tense kullanımıyla ilgili diğer örnekler: Past Perfect ve örnek cümleler

Had had


'to have' fiili bir past perfect tense cümlesinde geçtiğinde ortaya çıkan ikileme.  

- When my friends came I had had breakfast. (Arkadaşlarım geldiğinde kahvaltımı bitirmiştim) Burada ‘to have breakfast’ fiilinin 3. zaman hâli (past participle) kullanılması gerektiğinden 'had breakfast' oldu. Past Perfect Tense gereği, öncesinde aldığı ‘had’ ile birlikte de ‘had had breakfast’ şeklini aldı.

- The doctor said they had had a lot of people coming in with the same complaint. (Doktor, aynı şikayetle gelen pek çok hastasının olduğunu söyledi.

- She said that a famous newpaper had had to change its title of an article because some people were offended. (Ünlü bir gazetenin bir haber başlığını değiştirmek zorunda kaldığını, çünkü bazı insanların rahatsız olduğunu söyledi)

- I had had a bath and went out. (Banyo yaptım ve dışarı çıktım)

- My grandma had had flu in 2020 that halted her for a while. (Büyükannem 2020 yılında onu bir süre tökezleten bir grip geçirmişti)

- If you hadn't had those vitamin, you would be ill. (Şu vitaminleri almasaydın hasta olurdun)

- Had she had lunch before she went to gym. (Spora gitmeden önce öyle yemeği yemiş miydi?)

1 Ağustos 2020 Cumartesi

Present Perfect Tense / Örnekler

Present Perfect tense:

Şimdi ile geçmişi birleştirir.

Geçmişteki eylemlerin şimdiye etkisi belirtilir.


Basit geçmiş zaman ile kıyaslama:

- Past simple / I lost my pencil. (Kalemimi kaybettim) Geçmişte kaybolan bir kalem, artık aranmıyor ya da bulunmuş. Kalemin kaybolması bugün geçerliliğini korumuyor.

- Present perfect /
I have lost my pencil.
(Kalemimi kaybettim) Kalem kayıp ve henüz bulunmamış. Şimdinin gerçeği kalemin hala kayıp olduğu.


Olumlu
Subject + have/has + verb (past participle V3)


- I have just eaten dinner. (Akşam yemeğimi az önce yedim) Geçmişte yapılmış bir eylem ancak şimdiki zamanın da gerçeği. Tekrar akşam yemeği yememe gerek yok.

- I have found my book. (Kitabımı buldum) Geçmişte kayıptı ve buldum. Artık aramama gerek yok.

- He has worked here for two years. (İki yıldır burada çalışıyor)

- My mother has cooked dinner. (Annem akşam yemeğini pişirdi)

- I have had a good time. (Güzel zaman geçirdim)



Olumsuz

Subject + haven’t /hasn’t + verb (past participle V3)

- You haven’t submitted me any offers. (Bana herhangi bir teklif sunmadın)

- İsmail said he hasn't had lunch. (İsmail öğle yemeği yemediğini söyledi)



Soru

Have/has + subject + verb (past participle V3)

- Have you had breakfast? (Kahvaltını yaptın mı?)

- How long has he worked here? (Ne kadar zamandır burada çalışıyor?)

28 Aralık 2018 Cuma

Compound adjectives örnek cümleler

Compound adjectives nedir?
Bir birleşik sıfat (compound adjective) iki veya daha fazla sözcükten oluşan bir sıfattır.
Genelde bu iki veya daha fazla sözcük, arasına tire (-) konularak tek bir sıfat haline dönüştürülür.
Birleşik sıfatlar; isim+sıfat, isim+fiil(past participle), isim+fiil(present), sıfat+isim, sıfat+fiil(PP), zarf+fiil(PP) şeklinde olabilir.

I saw a man-eating alligator on tv. (Televizyonda adam yiyen bir timsah gördüm)
Burada timsah tanımlanıyor. İnsan yeme özelliği olan bir timsahtan bahsediliyor. - Nasıl bir timsah? - İnsan yiyen bir timsah..

I saw a man eating alligator on tv.
(Televizyondan timsah yiyen bir adam gördüm)
Tire konulmadığında bu cümleden timsah yiyen bir adamdan bahsedildiği, yani ilk cümledeki durumun tam tersi bir durum anlaşılıyor.


Compound adjective örnek cümleler:
- She lives in a Turkish-speaking country. (O, Türkçe konuşulan bir ülkede yaşıyor)

- Kemal Sunal is a well-known Turkish actor. (Kemal Sunal çok tanınan bir Türk aktördür)

- It’s a five-day tour. (Üç günlük bir gezi) Bileşik sıfat çoğul olduğunda sonuna ‘s’ konulmaz.

- My doughter is reading a 500-page book. (Kızım beşyüz sayfalık bir kitap okuyor)

- It was a four-hour flight. (Dört saatlik bir uçuştu)
Bu cümle “The tour is five days long.” şeklinde de söylenebilirdi. Ancak bileşik fiil kullanmak ifadeye daha akademik bir hava katar. Üst seviye İngilizce bilgisinin olduğunun göstergesidir.
- Mr.Orhan stated doesn't block anyone on Twitter because he’s open-minded. (Orhan Bey açık görüşlü biri olduğundan, Twitter’de kimseyi engellemediğini belirtti)

- I have excuse. I’m hot-headed. (Mazeretim var, asabiyim ben.)

- We will start using wind-powered generators next year. (Gelecek yıl rüzgar enerjili jeneratörler kullanmaya başlayacağız.)

- This is a smoke-free facility. Thank you for not smoking. (Burası sigara içilmeyen (sigarasız) bir tesistir. Sigara içmediğiniz için teşekkür ederiz.)

- Sebahat made her fortune the old-fashioned way. She inherited it. (Sebahat servetini eski moda yöntemle edindi. Miras kaldı.)

- He barely raises his voice. He is very soft-spoken usually. (Nadiren sesini yükseltir. Genellikle çok yumuşak konuşan biridir.)

- Are you left-handed? (Solak mısınız?)