progressive etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
progressive etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2022 Perşembe

have been learning - have learnt

Present Perfect Continuous / Progressive

Geçmişte başlamış ve hala sürmekte olan eylemler / olaylar ifade edilirken…

Subject + have/has + been + Verb(ing)


- We have been working here since 2005. (2005 yılından beri burada çalışıyoruz)

- The price of oil has been rising steadily the last several months.
(Petrol fiyatları son birkaç aydır istikrarlı bir şekilde yükseliyor)

- It has been raining for hours. (Saatlerdir yağmur yağıyor)

- Africans have been walking across the continent for thousands of years. (Afrikalılar binlerce yıldır kıtada yürüyorlar)

- How long have you been waiting for me? (Beni ne kadar zamandır bekliyorsun?)

- She hasn’t been saving money. (O para biriktirmiyor)



Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous farkı

Present Perfect geçmişte başlayıp bugünü etkileyen,

Present Perfect Continuous geçmişte başlayıp bugünü etkileyen ve hâlâ devam eden fiilleri ifade eden zamandır.

Present Perfect ile asıl vurgulanan eylem veya olayın kendisi iken,

Present Perfect Continuous ile vurgu yapılan öncelikle süreçtir. Eylem veya olay şu kadar zamandır sürmektedir. Bu yüzden for, since gibi zaman zarfları kullanılır.

- I have been learning English idioms for three years. (Üç yıldır İngilizce deyimleri öğreniyorum)

- I have learnt English idioms. (İngilizce deyimleri öğrendim)

Present Perfect Continuous geçmişte başlayıp bugünü hala devam eden zamandır denmişti ancak bazı istisnaları vardır.

- I have been calling you for hours. (Saatlerdir seni arıyorum)
Örnekte telefonla aranan kişiye ulaşılsa bile ifadeye bir sitem havası katmak için bu yapı kullanılabilir. Ne kadar uzun zamandır ulaşılmaya çalıştığı vurgulanır.


Bütün perfect continuous zamanlarda 'been' yardımcı fiili bulunur. (Present perfect continuous, past perfect continuous, future perfect continuous)

Bütün continuous zamanlarda olduğu gibi Present Perfect Continuous ile durum fiilleri (stative verbs) kullanılmaz.
Örn: like, love, know, understand...

Yanlış bir cümle olacak 'I have been knowing...' yerine, Present Perfect zamanlı 'I have known...' kullanılır.

12 Şubat 2020 Çarşamba

Present Simple – Present Continuous farkı / örnek cümleler

Present Simple

Rutin eylemleri, alışkanlıkları ve bilimsel gerçekleri ifade ederken bu zaman kullanılır (geniş zaman).

- The Earth exhibits two different kinds of motion: it revolves around the Sun in a fixed orbit and it rotates around its own axis. 
(Dünya iki farklı hareket yapar: Güneşin etrafında sabit bir yörüngede ve kendi ekseni etrafında döner.)

Present Continuous

Şu an gerçekleşmekte olan eylemleri ifade ederken bu yapı kullanılır (Şimdiki zaman) 

- The sun is setting. We must get back home. (Güneş batıyor. Eve dönmeliyiz.)


Örnekler:

- Usully, I work at the office, but today I am working at home. (Genellikle ofiste çalışırım ama bugün evde çalışıyorum)



- It often rains in Iceland, and the wind usually blows in the rain. (İzlanda’ya çok sık yağmur yağar ve yağmurla birlikte genellikle rüzgar vardır)

- It’s raining. We will have to cancel the picnic. (Yağmur yağıyor. Pikniği iptal etmek zorunda kalacağız)



- My grandfather plays ping-pong every Sunday. (Büyükbabam her pazar masa tenisi oynar)

- Students are playing ping-pong at the sport area.
(Öğrenciler spor salonunda masa tenisi oynuyor)



- I always take the bus to work. (İşe daima otobüsle giderim)

- An old man is waiting to take the bus that goes towards Sincan.
 (Yaşlı bir adam Sincan yönüne giden otobüse binmek için bekliyor.)




Nadir olsa da bazen gelecek zamanı belirtmek için de kullanılırlar.

- My son leaves to Moscow tomorrow for a month. (Oğlum yarın bir aylığına Moskova’ya gidiyor)
- My son is leaving to Moscow at 9:00 pm tomorrow. (Oğlum yarın saat 9’da Moskova’ya gidiyor)



Durum fiilleri (stative verbs) çoğunlukla present continuous zamanı ile kullanılmaz.

- I hate winter. (Kıştan nefret ediyorum)

- She likes sport cars (O spor arabaları seviyor)

- I think…

- We love

- He believes…