proverb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
proverb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2021 Salı

İngilizcede Huylu Huyundan Vazgeçmez

Örnek cümleler:

- You cannot change people. Very true I think. My grandmum always said a leopard can’t change its spots
.
(İnsanları değiştiremezsiniz. Çok doğru bence. Büyükannem hep "bir leopar beneklerini değiştiremez" derdi)

- Nadide promised she would stop to smoke but she didn’t do it. A leopard can’t change its spots. (Nadide sigarayı bırakacağına söz vermişti ama sözünü tutmadı. Huylu huyundan vazgeçmez)

A leopard can’t change its spots:

Tam çevirisi: Bir leopar beneklerini değiştiremez. 
Ancak bu bir deyim ve Türkçedeki "huylu huyundan vazgeçmez""insan yedisinde neyse yetmişinde de odur""huy çıkar can çıkmaz" gibi atasözlerine karşılık gelir.

ingilizce deyimler
fotoğraf: pixabay


22 Kasım 2021 Pazartesi

İngilizcede "Ne olsa beğenirsin"

Bir olay veya hikaye anlatılırken beklenmedik anları, sürprizli sonları ifade etmekte kullanılır.

lo and behold: Şu işe bakın, ne olsa beğenirsin...  

- I have had a lot of traffic accidents and I should be dead by now, but lo and behold, here I am. (Pek çok trafik kazası geçirdim ve şimdiye kadar ölmüş olmalıydım ama şu işe bakın ki hala buradayım.)


- I left early to take some sunrise photos at the lake but, lo and behold, there was a working on the road and was closed. (Gölde gündoğumu fotoğrafları çekmek için evden erkenden çıktım fakat ne olsa beğenirsin, yolda çalışma vardı ve kapalıydı.)



"Anahtarlarımı bagaja kilitledim. Bagaja bir şeyler koyuyordum ve sonra kapattım, anahtarlarımı bulmak için ceplerimi karıştırmaya başladım ve sonra ne olsa beğenirsin, araba kilidinin duydum."


10 Eylül 2021 Cuma

İngilizcede like kullanımı

 1- Fiil olarak kullanımı 'to like'

hoşlanmak, beğenmek, sevmek anlamlarında

- I like playing basketball. (Basketbol oynamayı seviyorum)

- Do you like rock music? (Rock müziğinden hoşlanır mısın?)

- She dosen't like math. (Matematiği sevmiyor)


2- 'dilemek', 'arzu etmek', 'istemek' anlamlarında fiil olarak kullanım. Çoğunlukla nazik soru cümlesi olarak would + subject + like kalıbıyla karşımıza çıkar. 

- Would you like some sugar? (Biraz şeker ister miydiniz?)

- I would like to meet you. (Sizinle tanışmayı arzu ederim) 


3- 'gibi', 'örneğin' anlamalarında kullanımı:

'such as' ifadesine benzer bir karşılığı vardır.

- I can play many instrument, like piano. (Piyano gibi pek çok müzik aletini çalabiliyorum)

- Your vacuum cleaner so silent. I need something like that. (Süpürgeniz çok sessiz. Buna benzer bir şeye ihtiyacım var)

- Will we buy smart board like ones used in Singapore, China etc. (Singapur, Çin ve benzeri ülkelerde kullanılan akıllı tahtadan alacak mıyız?)


4- 'benzer', 'aynı' anlamlarında edat olarak kullanımı. 'be like' 

- It's like my mobil phone. (Benim telefonuma benziyor)

- You are like a real prince. (Gerçek bir prense benziyorsun)

- Are they twins? They are like each other. (Onlar ikiz mi? Birbirlerine benziyorlar)


5- 'like father, like son' - 'like mother, like daughter' deyimleri içinde kullanımı:

Türkçedeki 'babasının oğlu', 'anasının kızı' / 'anasına bak kızını al' deyimlerinin İngilizcedeki karşılığı olduğu söylenebilir.

- She just 14 years old and enjoy making cake. Like mother, like daughter! (Henüz 14 yaşında ve kek pişirmeyi seviyor. Annesinin kızı!)