Life / live / alive kelimeleri arasındaki farklar:
Live 1- to live fill (verb)yaşamak, oturmak/ikamet etmek.
(liv şeklinde ince teleffuz edilir.) 2- live Sıfat (adjective) / canlı, diri, hareketli, naklen (konser, tv yayınları vb. için)
(laiv şeklinde telaffuz edilir) -
Nazmelis lives for live music. She follows all concert news closely. (Nazmelis canlı müzik için yaşıyor. Bütün konser haberlerini yakından takip ediyor)
Bu cümlede ilk ‘live’ fiil, ikinci ‘live’ sıfattır. “
…livs for laiv music” diye teleffuz etmek gerekir. -
My grandparents lived in Manisa until last year. (Büyükbabam ve büyükannem geçen yıla kadar Manisa’da yaşadılar)…
Manisa’da ikamet ettiler. Life İsim (noun) / hayat, yaşam. Doğumdan ölüme kadar yapıp ettiklerimiz.
-
Life is too short. You should enjoy it. (Hayat çok kısa. Tadını çıkarmalısın)
-
I’ve been waiting for this moment for all my life. (Hayatım boyunca bu anı bekledim)
Alive Sıfat (adjective ) / hayatta olma, yaşıyor olma durumu.
-
You had a terrible accident . You should be grateful that You’re alive today. (Feci bir kaza geçirdin. Bugün hayatta olduğun için şükretmelisin)
-
I found my cat in the basement. I knew she was alive and well. (Kedimi bodrumda buldum. Yaşadığını ve iyi olduğunu biliyordum.