29 Ocak 2022 Cumartesi

İngilizcede nefesini tüketme deyimi

Örnekler:

- Save your breath. I wont go to the beach with them.
(Nefesini tüketme. Onlarla sahile gitmeyeceğim)


- I was going to comment then realised he had not any idea on this topic. I'll save my breath. (Yorum yapacaktım ama bu konuda hiçbir fikrinin olmadığını fark ettim. Nefesimi tüketmeyeceğim)


- They are not going to apologize. Save your breath. (Özür dilemeyecekler. Nefesini boşa harcama)

Save your breath:

"Konuşmaya devam etmen faydasız çünkü seni/sizi dinlemiyorlar. Söylediklerinizi yapmayacaklar." 
Bu tür durumlarda kullanılan, 

Nefesini boşa harcama, nefesini tüketme anlamlarına gelen deyim.

Bu sitedeki diğer ingilizce deyimler

13 Ocak 2022 Perşembe

go - go to

'Go' fiilinden sonra yön belirten edat olarak 'to' kullanımı.
Hangi durumlarda 'go'dan sonra 'to' vardır?

Go

GO fiilinden sonra TO edatının kullanılmaması gereken durumlar:

Hedef; home, there, upstair/downstair, somewhere, downtown/updown, abroad ise

- I will go home. (Eve gideceğim)

- I will go to home. (YANLIŞ)

- Let’s go there. (Oraya gidelim)

- You should go upstair. (Üst kata çıkmalısın)

- Would you like to go outside? (Dışarı çıkmak ister misin?)

- They went somewhere crowd. (Kalabalık bir yere gittiler)

- I’m going downtown. (Şehir merkezine gidiyorum)

- My father went abroad for work. (Bababm iş için yurtdışına gitti)


Go to

Ülke, şehir gibi yerlere, belirli bir mekana, okula veya bir partiye gidiliyorsa GO’dan sonra TO kullanılıyor. Yani, İngilizcede pek çok durumda GO fiilinden sonra TO edatının kullanılması gerekir. Onlardan bazıları:

- Let’s go to Isparta. (Isparta’ya gidelim)

- I must go to work. (İşe gitmeliyim)

- Hasan goes to school at seven o’clock. (Hasan saat 7’de okula gider)

- We will go to the party tomorrow. (Yarın partiye gideceğiz)

- Get well soon. Please go to a doctor. (Geçmiş olsun. Lütfen bir doktora git)

- I need to go to the gym but I have no spare time. (Spora gitmeye ihtiyacım var ama boş vaktim yok)

- You have an exam tomorrow. Go to bed earlier. (Yarın sınavın var. Erkenden yat) Daha erken yatağa git

- I’m going to go to the market today. (Bugün pazara/markete gideceğim)

4 Ocak 2022 Salı

Her - Hers

 



Possesive adjectives

Sahiplik sıfatları: my, your, her, his, its, their, our.

Her zaman kendisini takip eden bir isim bulunur: my computer, his book, our house…

- This is my cable. (Bu benim kablom)



Possesive pronouns


Sahiplik zamirleri: mine, yours, hers, his, its, theirs, ours.

Kendisini takip eden bir isim bulunmaz. Çoğunlukla cümlelerin sonundadır.

- This cable is mine. (Bu kablo benim)



- Whose key is this? (Bu anahtar kimin?)

This is her key. (Bu onun anahtarı)

This key is hers(Bu anahtar onun) ona ait olan, onunki



- Is that car yours? ( o araba senin mi?)

Yes, it’s my car. (Evet, o benim arabam)

Yes, it’s mine. (Evet, benim) bana ait olan, benimki



- I love Safiye Ayla. I have learned to play one of my favorite songs of hers(Safiye Ayla’yı seviyorum. Onun sevdiğim şarkılarından birini çalmayı öğrendim)

- I love Safiye Ayla. I have learned to play one of her songs. (Safiye Ayla’yı seviyorum. Şarkılarından birini çalmayı öğrendim)



- I was hired to build their dreams. (Onların hayallerini inşa etmek için işe alındım)

- They hired me to build the dreams of theirs. (Hayallerini inşa etmem için işe aldılar)


its - it's farkı



28 Aralık 2021 Salı

Unless kullanımı

Bazı durumlarda if  yerine kullanılabilen unless / as long as bağlaçlarının farkı, örnek cümleler:

As long as

Şartıyla, sürece, yeter ki, taktirde... 
Bu anlamlarda if bağlacının yerine kullanılabilir (positive condition). Cümlenin başında veya ortasında bulunabilir.

- Sabri will join the meeting as long as you come too. (Sen de geldiğin taktirde, Sabri toplantıya katılacak)

- Sabri will join the meeting if you come too. (Sen de geldiğin taktirde, Sabri toplantıya katılacak)


Unless

Olmadığı sürece, olmadıkça... 
‘As long as’ bağlacının tam tersidir. Bu anlamlarda if not bağlacının yerine kullanılabilir (negative condition). Cümlenin başında veya ortasında bulunabilir. Unless bağlacını takip eden fiiller daima pozitif olur. 

- You can’t enter the concert hall if you don’t have a ticket. (Biletin olmadan konser salonuna giremezsin) 

- You can’t enter the concert hall unless you have a ticket. (Biletin olmadan konser salonuna giremezsin) 

- If she dosen’t do her homework, she can’t watch the film. (Ev ödevini yapmazsa film izleyemez)

- Unless she does her homework, she can’t watch the film. (Ev ödevini yapmadıkça film izleyemez)

- It rains. I can’t go out unless I take an umbrella. (Yağmur yağıyor. Şemsiye almadan dışarı çıkamam)

21 Aralık 2021 Salı

İngilizcede Huylu Huyundan Vazgeçmez

Örnek cümleler:

- You cannot change people. Very true I think. My grandmum always said a leopard can’t change its spots
.
(İnsanları değiştiremezsiniz. Çok doğru bence. Büyükannem hep "bir leopar beneklerini değiştiremez" derdi)

- Nadide promised she would stop to smoke but she didn’t do it. A leopard can’t change its spots. (Nadide sigarayı bırakacağına söz vermişti ama sözünü tutmadı. Huylu huyundan vazgeçmez)

A leopard can’t change its spots:

Tam çevirisi: Bir leopar beneklerini değiştiremez. 
Ancak bu bir deyim ve Türkçedeki "huylu huyundan vazgeçmez""insan yedisinde neyse yetmişinde de odur""huy çıkar can çıkmaz" gibi atasözlerine karşılık gelir.

ingilizce deyimler
fotoğraf: pixabay


16 Aralık 2021 Perşembe

Live - life - alive karşılaştırması

Life / live / alive kelimeleri arasındaki farklar:

Live


1- to live
fill (verb)yaşamak, oturmak/ikamet etmek. (liv şeklinde ince teleffuz edilir.)

2- live
Sıfat (adjective) / canlı, diri, hareketli, naklen (konser, tv yayınları vb. için) (laiv şeklinde telaffuz edilir)

- Nazmelis lives for live music. She follows all concert news closely. (Nazmelis canlı müzik için yaşıyor. Bütün konser haberlerini yakından takip ediyor) Bu cümlede ilk ‘live’ fiil, ikinci ‘live’ sıfattır.…livs for laiv music” diye teleffuz etmek gerekir.

- My grandparents lived in Manisa until last year. (Büyükbabam ve büyükannem geçen yıla kadar Manisa’da yaşadılar)… Manisa’da ikamet ettiler.

Life

İsim (noun) / hayat, yaşam. Doğumdan ölüme kadar yapıp ettiklerimiz.

- Life is too short. You should enjoy it. (Hayat çok kısa. Tadını çıkarmalısın)

- I’ve been waiting for this moment for all my life. (Hayatım boyunca bu anı bekledim)



Alive

Sıfat (adjective ) / hayatta olma, yaşıyor olma durumu.

- You had a terrible accident . You should be grateful that You’re alive today. (Feci bir kaza geçirdin. Bugün hayatta olduğun için şükretmelisin)

- I found my cat in the basement. I knew she was alive and well. (Kedimi bodrumda buldum. Yaşadığını ve iyi olduğunu biliyordum.




3 Aralık 2021 Cuma

İngilizcede tarih formatı (date format)

Bugün 3 Aralık 2021

Dünyada tarih formatı konusunda bir standart oluşamamıştır.
Uluslararası Stardardizasyon Kurumu (ISO) bir format belirlemişse de Çin, Kore, Japonya gibi bazı Uzakdoğu ülkeleri ve bazı uluslararası uygulamalar (yazışmalar, bürokrasi) dışında bu formata pek uyulmamıştır.

ISO 8601 standardına göre tarih YYYY/MM/DD biçiminde yazılmalı.
Buna göre, bugünün tarihi: 2021-12-03 (2021/12/03 veya 2021.12.03) şeklindedir.



Amerika'da tarih formatı (Amerikan İngilizcesinde 3 Aralık 2021)

Yazılışı: 12-03-2021 (December 03, 2021 veya December 3rd, 2021)

Okunuşu: December third, two thousand twenty one.



Amerika dışındaki ülkelerde tarih formatı (İngiliz İngilizcesinde 3 Aralık 2021)

Yazılışı: 03-12-2021 (03 December 2021 veya 3rd December 2021)

Okunuşu: Third of december two thousand twenty one


Yıl okunurken bazen günlük dilde ikiye ayrılarak okunur.
Örnek: Twenty twenty one (2021), Nineteen fifty four (1954)

26 Kasım 2021 Cuma

Arab vaccine soup

 

Arap aşı çorba
Arab vaccine soup




Not: Doç. Mahmut Sarıkaya'nın 'Türkçede Günün Vakitleri ve Arabaş(ı) Çorbasının Adı' başlıklı makalesine göre bu çorbanın asıl adı 'arabaş'

Burada anlatılana göre; Türkler eskiden geceyi 3'e ayırmışlar ve 'bubaş', 'arabaş', 'obaş' demişler. Arabaş, yatmadan hemen önceki zaman dilimine deniyormuş. Yatmadan önce acıkanların içtiği çorbaya arabaş çorbası denmiş. Zamanla sözcük unutulup 'arabaşı'na dönüşmüş. Yani yukarıdaki bilgi notundaki yemeğin ismi Türkçe olarak bile hatalı yazılmış görünüyor





22 Kasım 2021 Pazartesi

İngilizcede "Ne olsa beğenirsin"

Bir olay veya hikaye anlatılırken beklenmedik anları, sürprizli sonları ifade etmekte kullanılır.

lo and behold: Şu işe bakın, ne olsa beğenirsin...  

- I have had a lot of traffic accidents and I should be dead by now, but lo and behold, here I am. (Pek çok trafik kazası geçirdim ve şimdiye kadar ölmüş olmalıydım ama şu işe bakın ki hala buradayım.)


- I left early to take some sunrise photos at the lake but, lo and behold, there was a working on the road and was closed. (Gölde gündoğumu fotoğrafları çekmek için evden erkenden çıktım fakat ne olsa beğenirsin, yolda çalışma vardı ve kapalıydı.)



"Anahtarlarımı bagaja kilitledim. Bagaja bir şeyler koyuyordum ve sonra kapattım, anahtarlarımı bulmak için ceplerimi karıştırmaya başladım ve sonra ne olsa beğenirsin, araba kilidinin duydum."


19 Kasım 2021 Cuma

Sleep - asleep farkı

Sleep 

uyumak / uyku anlamlarında fiil ve isimdir.

Asleep 

uyku durumunda olan, uyuyan anlamında sıfattır.


- Your cats are sleeping on my workbench. (Kedilerin çalışma masamda uyuyorlar) fiil olarak (şimdiki zaman)

- Your cats are asleep on my workbench. (Kedilerin çalışma masamda uykudalar) Kediler uyku durumunda.


- We need to improve sleep quality. (Uyku kalitesini artırmamız gerekiyor) isim olarak kullanım

- I have to clean the kitchen while my little son is asleep. (Küçük oğlum uykudayken mutfağı temizlemeliyim)


fall asleep 

uykuya dalmak 

- The kids fell asleep after spending all day in the pool. (Çocuklar bütün gün havuzda vakit geçirdikten sonra uykuya daldılar)